Kendi Değerini Bilmek-About Time’dan Dersler

Kore Dizilerinden Dersler

Written by:

Hayatta öğrenilmesi gereken en büyük derslerden birinin kendi değerini bilmek olduğunu düşünenlerdenim. Maalesef bunu karşılaştığım insanlardan acı tecrübelerle öğrendim. Sen kendini önemsemiyorsan; başkası zaten önemsemiyor. Sen kendi değerini bilmiyorsan; başkası da sana değer vermiyor. Eziyor, yıkıp geçiyor…

Hele ki tek taraflı bir aşka düşmüşsen, kendini o kadar değersiz hissediyorsun ki. Bir o seni sevmedi ya sanki kimse seni sevmiyor; bir o seni bilmedi ya sanki kimse seni bilmiyor. Bir kuyuda buluyorsun kendini elini tutan olmuyor. Bir uçurumdasın sanki kimse dur demiyor. İşte o zaman sahip olduğun onca meziyete rağmen kendini bir hiç yapıyorsun; vazgeçemiyor, inat ediyor kendini çıkmaza sokuyorsun.Bir başkasının senin için biçtiği edere kanıp ahlanıp vahlanıyorsun. Ne acı bir tablo değil mi, başkaları için onca üzüntüye değer mi?

İşte About Time bu sancılı durumu anlatan o kadar güzel bir kurguyla çıktı ki karşıma hayran kaldım. Bu dersi unutmamak için de bir yazıya döküp anlatmalıydım. 2018 yapımı About Time dizisi ile ilgili detaylar şu yazımda olup ben bu yazıda sadece ikinci kadın olan Bae Su Bong karkaterinin hikayesini yazacağım. Spoiler yemek istemeyenler seyretmeden okumasınlar efendim.

Bir kadın düşünün, güzel, zeki, alımlı bugüne kadar her istediğini elde etmiş güçlü bir kadın. Üstüne üstlük büyük bir şirketin tek varislerinde biri. İşte karşınızda Bae Su Bong , Namı değer Beth. Başta kendi değerini çok iyi bilen Beth ‘in kimseye eyvallahı olmadığını görüyoruz. Tek istediği şey; sahip olmadığı içten bir sevgi.  Nişanlısı Lee Do Ha’yı sevmesine rağmen kabul etmiyor evlilik tekliflerini. Onun da kendisini sevmesini bekliyor, parası için; şanı için güzelliği için değil sadece Beth olduğu için sevmesini bekliyor.Sevgilinin yaptığı  el yapımı turnayı elmas yüzükle değişmiyor, çünkü sevginin ne demek olduğunu biliyor.

 

İşte böyle derin; iyi bir karakterken Beth’imizin ayarları nişanlısı Do Ha’nın başka birisine aşık olmasıyla bozuluyor. Bambaşka bir insana dönüşüyor. O dağ gibi duran kadın, bu durumla başa çıkmak için olmadık durumlar deniyor, çaresizleşiyor, kendinden veriyor.

Kabullenmeme ilk aşama sanırım. Do Ha’nın şoförü olarak aldığı Mi Ka’ya bakışlarını fark etse de ilk önce önemsemiyor kızımızı Beth. Basit bir heves gibi görüp, ilk tavizi vererek uzatmadan eğlenmesini söylüyor nişanlısına. Bekleyeceğini söylüyor hiç acımamışcasına. Yeterli gelmiyor maalesef bu uyarısı durumu değiştirmeye, kendinin de bildiği gibi insan zihni garip büyütüveriyor bazı hevesleri kendince.

İkinci aşama, diğer kadınla konuşuyor, hafiften tehdit ediyor. Hep dalga geçtiği pembe dizilerdeki kadınlara dönüyor birden bire. Kıskançlık ele geçiriyor kendisini de. Mi Ka’nın ailesine para teklif ediyor, işine taş koymaya çalışıyor. Olmuyor lakin ne denese de. Do Ha artık itiraf ediyor aşık olduğunu; Beth’in kendisinden yıllarca beklediği aşkı başkasına duyduğunu. Beth yıkılıyor ama vazgeçmiyor; başlıyor bu sefer de Do Ha’yı  gücü ile tehdit etmeye.

Yaptığı en saçma hareketlerden biri de Mi Ka’dan vazgeçirmek için Do Ha’nın ilk aşkını müzikale sokmak oluyor. Aşkta ve savaşta her şey mübahtır kuralına uyup elde etmek için kendinden vazgeçiyor, alçalıyor, hiç oluyor Beth. İşte burada Do Ha’nın ilk aşkı kendisine çok iyi bir ders veriyor. Bir ayna hediye ediyor ve her şeye sahip görkemli bir kadının bu aşk yüzünden ne kadar acınası bir hale düştüğünü görmesini tavsiye ediyor. Sen bu aşk olmasa da değerlisin diyor, lakin kör göze ne fayda…

Dersi anlamayıp, iyice zalimleşen Beth inat edip gelinliğini bile ayarlıyor. Lakin Do Ha artık  onu görmezden geliyor; herkese karşı çıkıyor.  Do Ha Mi Ka’sız yaşayamayacağını söyleyince çıldırıyor sonunda Beth. Kendisini hiç düşünenin olmadığını görünce; kuyunun dibine çakılıyor, gözlerini karartıp intihar etmeye kalkıyor. Nereden nereye; aşksız evliliği kabul etmeyen Beth’imiz, biri onu sevmedi diye ölmeye kalkıyor.

Ölmüyor Beth, ama sona bu kadar yaklaşınca anlayabiliyor  ancak imtihanı. Uğruna ölümü göze aldığı adamın ölse de onu sevmeyeceğini fark ediyor.Kendinden verdiğine yanıyor, bir başkası için bu kadar alçalmasına acıyor. Çünkü Beth ne Do Ha’nın sevgisiyle Beth, ne de Do Ha’nın nefreti ile Beth. Vazgeçiyor artık imkansızdan, inat etmiyor kendisinin olmayandan. Hülasa bize de bu diziden öğrenmemiz gereken pek çok dersler çıkıyor.

Kendi değerimizi bilelim, biri bizi sevmiyor diye kendimizi önemsizleştirmeyelim. İnanın sahip olduğunuz da onun sevgisizliğine  katlanamayacaksınız. Boşuna yanında değerli olduğunuzu hissetmediğiniz biri ile vakit kaybetmeyin. Vazgeçmeniz gereken zamanı iyi bilin, Çünkü hepimiz kendi çapımızda özeliz. Bu özelliği fark edebilen biri ile ancak mutlu olabiliriz. Unutmayalım; ‘Kör için elmas da bir cam da sana bakan bir kör ise kendini asla camdan sayma’. Elmas gibi parlayacağınız mutlu ilişkileriniz olması temennisiyle,

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: