Veronika Ölmek İstiyor-Kitap İncelemesi

Okuyorum

Written by:

 

‘’Herkesin ne olursa olsun hayatta kalmak için savaşım verdiği bir dünyada, ölmeye karar verenleri anlamak kolay mı?’’ diye sorar yazar ve sizleri genç yaşta intihara kalkışan Veronika’ nın dünyasına sokar. Yazarın sizi anlattığını düşünürsünüz kimi zaman, her şeyin tekrarlandığı  her günün bir öncekine ve sonrakine benzediği bir trajedi değil midir yaşam? Delilik kavramını sorgularsınız, kimlerdir aynı kuyunun suyunu içmiş olan? Yaşayan ölüleri düşünürsünüz, az mıdır hayatın keyfine varmadan buradan ayrılan? Veronika olursunuz, Mari olursunuz.  Sonunda anlarsınız yaşama bilincidir insanı hayata bağlayan ….

 

Veronika Ölmek İstiyor, Paulo Coelho’ nun  1998 yılında yayımladığı kurgu anlamında başarılı bir  romanı. Genel anlamda hayatın manasızlığından  bunalan bir genç kızın, intihar girişiminde başarısız olduktan sonra akıl hastanesinde yaşadığı günleri anlatıyor. Hastalar üzerinden  toplum normları, delilik,  ölüm, yaşam gibi birçok konuyu sorgulamaya çalışan yazar ne yazık ki diğer romanı  Zahir ‘de olduğu gibi kavramların altını doldurmada oldukça sığ kalıyor.  Paulo Coelho için genel izlenimim    gerçekten  güzel yazıyor, cümlelerin dizilimine hayran oluyorsunuz, lakin manasına eremeyince boş bir kitap okuduğunuz izlenimi peşinizi bırakmıyor. Bu kitapta da maalesef Veronika’ yı ölümün eşiğine getiren anlamsızlığa sunduğu çözümler pek çare gibi durmuyor. Yine de okunası, anı yaşamanın önemini irdeleyen bir roman …

Kitabı biraz daha detaylı irdeleyecek olursak; Veronika modern insanın çektiği varoluş sancısını derinden yaşayan 24 yaşında olmasına rağmen kendi deyimiyle geçirebileceği her türlü yaşantıyı geçirmiş olan genç bir kız. İntihar sahnesiyle açılıyor hikaye. İntiharının altında yatan nedenlerin hayatın akışına duyulan  manasızlık ve yoksunluk olduğunu  anlıyorsunuz.

‘’Ölmeye karar vermesinin çok basit iki nedeni vardı, bunları açıklayan bir mektup bırakacak olsa pek çok kişinin ona hak vereceğinden hiç kuşkusu yoktu. Birinci neden: Yaşamındaki her şey hep aynıydı ve bir kez gençliği sona erdi mi hep yokuş aşağı gideceği belliydi. Yaşlılık, dönüşü olmayan izler bırakacak, hastalıklar birbirini kovalayacaktı. İkinci neden daha felsefiydi; Dünyadaki her şey yanlıştı ve kendisi herhangi bir şeyi düzeltebilecek durumda değildi. Acziyet içinde büyüyordu sürekli ….’’

İman boyutunda sıkıntıları olan, Yaratıcıyı tanıyamamak gafletinden uyanamayan pek çok insanın karşılaştığı iki önemli soruya cevap bulamıyor Veronika. Neden yaşıyoruz? Dünya neden bu kadar acımasız? Bu iki sorunun açmazında bunalan genç kız da kolay yolu seçerek ölümü istiyor. Yaşamın anlamını kavrayamıyor, maalesef kitabın sonunda dahi kavradığını düşünmüyorsunuz. Kitapta hikaye ilerliyor. Akıl hastanesinde geçirdiği günlerden sonra Veronika yaşamak istiyor evet ama  Veronika’ya yaşamayı sevdiren nedenler, intiharının sebebini kaldıracak realist çözümler olmadığını biliyorsunuz. Aşık olup, doyasıya günlerini yaşayan pek çok insan maalesef yine aynı anlamsızlığın içinde boğulup kalıyor.  Çünkü hepsi geçici, hepsi sahte …Bekası olmayan heveslerin tadı da kalıcı olmuyor. Kitaptan  yaptığım en büyük çıkarımım; Yaratıcıyla bağlantısı olmayanların  bu manasızlıktan asla kurtulamayacağı ve ne kadar iyi bir hayat sürerse sürsünler huzursuzluğun onları  yakalayacağıdır …

Kitapta değinilen ikinci önemli nokta ise delilik ve normallik kavramları üzerine. Dr Igor’ un tespitleri oldukça ilgi çekici. Normalliğin fikir birliğinden başka bir şey olmadığını savunan doktor; farklı olmaya cesaret edemeyenlerin ayrı bir gerçeklik kurarak delirdiğini öne sürüyor. Veronika’ ya uyguladığı tedavi başarılı. Ölüm bilinci bizi daha yoğun yaşamaya yöneltir savı kitapta güzelce kurgulanıp sonlandırıLIyor.

 ‘’İnsanlar ancak koşullar buna el verdiğinde delirme lüksüne sahiptirler. İnsanların mutluluk olasılığı ne kadar yükselirse mutsuzlukları da o kadar artıyor demek ‘’

Genel anlamda Veronika Ölmek İstiyor yorum itibariyle bekleneni pek karşılamasa da kendini okutuyor, birçok kavramı beraber sorgulatıyor. Bu açıdan okunmasını tavsiye ediyorum. Kitabın 2009′ da çekilen bir filmi de mevcutmuş ben seyretmedim, fırsat bulduğum da bakmayı düşünüyorum. Kitap okuyamayanlar filmini değerlendirebilir. Son olarak Veronika Ölmek İstiyor kitabından bir alıntı yaparak kitapta geçen  bir şiirle bitirmeyi uygun görüyorum. Kitabın genelinde bahsedildiği gibi, her gün yeni bir başlangıç, yaşam Yaratıcı’nın bize sunduğu muhteşem bir fırsat, her gün yeni bir mucize.Kıymetini bilenlere. Hayatı anlamlandırabilenlerden olabilmemiz dileğiyle ….

Ve dedim ki kalbime, budalaya ne olduysa

olacaktır bana da…

Git yoluna, ye ekmeğini coşkuyla,

ferah gönülle iç şarabını da

ne yapacağını bilmiş Tanrı önceden.

Giydiğin hep beyaz olsun,

başından eksik olmasın merhem.

Yaşa keyfince sevdiğin kadınla

günlerin gururla dolsun,

o da Tanrı’nın armağanıdır sana.

Gurur dolu günlerin

görüp göreceğindir hayatta,

bir de güneşin altında harcadığın emek…

Yürü kalbinin gösterdiği yolda

gözünle gördüğünü tanı:

ama bil ki bütün yaptıkların

yargısına uğrayacaktır Tanrı’nın.

 

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: