Anlaşılmaktır Esas Olan-My Ajusshi Yorumları

Kore Dizileri

Written by:

Kimdir bize bu dünyada en yakın olan, bilir mi hazmedemediklerimizi yanımızda yaşayan. Fark etmez mi büyüdüğünde içimizdeki hezeyan. Anlamaz mı bunaldığımızı sahte oyunlardan. Anlamazsa çare yoktur  işte uzaklaşır insan. Nefessiz kalmışçasına boğulur yaşamaktan. Sızlar yüreği, yürür ileri geri, yoktur kimsesi, o zaman fark eder ki anlaşılmaktır hayatta esas olan. Bazen bir kişidir bizi hayata bağlayan …

Uzun bir günün sonunda dökülür gözyaşları, yolun nereye varacağını düşünürsün. Acı çektiğim kadar çektim diye hayıflanırken, daha fazlası yoldadır görürsün. Koca dünyada bir başınasındır, sanki tüm yükü sen sırtlanmışsındır. Kalbimi kimse görmek istemez sanırsın, ”ona” rastladığında ise  şaşırırsın.Varlığı ile  aydınlatır tüm karanlıkları, hisseder yaşadığın tüm çalkantıları. ”O’ olduğu için dünyanda hafiflersin, yaşamaya devam edersin…

Öyle bir dizi ki My Ajusshi her bölümü ile size hayatı yeniden sorgulatıyor, düşüncelere daldırıyor. Kimi zaman umut oluyor;  iyi insanların varlığına inandırıyor. Kimi zaman yara oluyor, çaresizliğe ağlatıyor. Aşktan üstünü  de varmış dedirttiriyor.  En önemlisi ise bunları sizin benim gibi sıradan insanların öyküleri ile  anlatıyor.

Nitekim, İlk bölümden son bölümüne kadar diziye bayıldım, bu kadar geç seyrettiğime hayıflandım. Seyretmeyen herkese  2018 Kore dizilerinin en iyilerinden biri olan My Mister’i  mutlaka seyretmelerini öneriyorum. Ben müsadenizle spoiler uyarısı vererek  hakkında bir yıl boyunca yazsam sıkılmayacağım My Mister dizisi yorumlarıma geçiyorum. Hayatta içinizi rahatlatan şeyi bulabilmeniz dileklerimle…

 

My Ajusshi Yorumları 

My Ajusshi 1. bölümü ile çoçuğu olmayan büyük  bir mühendislik şirketi  sahibinin, öldükten sonra şirketi devredeceği kişiyi belirlediği kritik bir zaman diliminde  başlıyor. İlk bölüm itibariyle  şirket entrikalarının ön planda olacağı bir dizi izlenimi bıraksa da hayata dair bir dizi olduğunu kısa zamanda fark ettiriyor. Çok sevdiğim oyuncu Lee Sun Gyun’un gerçekten çok iyi bir iş çıkarmış,IU’nun oyunculuğunu Moon Lovers’da kötü bulsam da burada idolümüz adeta parlamış. Kış dizisi olduğu içinde her defasında gözüme batan IU zayıflığı da kalın kıyafetler ile kotarılmış:)

Rüşvet olayı ile başlıyor hikayemiz, adeta savaş meydanına dönüşüyor şirketimiz. Bir karışıklık sonucunda Park Dong-Hoon’ a verilen paramızı borç batağında çaresiz olan Lee Ji-An kızımız alıyor ve  ikili bu kötü olay sonucu birbirini daha yakından tanıyor.

 

Park Dong-Hoon iyi adam… Düşmanın bile iyi bildiği adam. Yanlışa bulaşmayan, kimsenin  arkasından konuşmayan güzel adam. O kadar olgun ve düzgün birisi ki insan sorguluyor gerçek keşişi. Ne var ki yaşadığı dünyadan bunalmış, kaçacak delik bulamamış, kalabalıklar içinde yalnız kalmış..Kendisini gerçekten anlayan,  ne kadar acınası bir hayatı olduğunu fark eden etrafında tek kimse yok. Herkes ne kadar iyi bir hayatı olduğuna imreniyor, tüm sorunlarında ona başvuruyor. Ama kimse ona ‘önemli değil, dayan ‘ bile demiyor. İşte 20’li yaşlardaki kızımız  Lee Ji-An böyle bir anda karşısına çıkıyor ve ne kadar mutsuz bir hayatı olduğunu ilk başta anlıyor.

Lee Ji-An ise genç yaşlarda zorlu bir hayatın içinde olan,  talihsizliklerin ortasında tek başına yaşamaya çalışan güçlü kızımız. O kadar insan arasında Park Dong-Hoon’un kendisine insan gibi davranmasına şaşırıyor. Umutsuzlukla boğuşurken, dünyada böyle güzel insanlarda var mıymış ikileminde  bocalıyor. Para için kovdurtmaya çalıştığı  Park Dong-Hoon’u tanıdıkça hayata bağlanıyor, onun yanında yer alıyor,onu kirli dünyaya karşı korumaya çalışıyor.

Çok sevdim ben Park Dong-Hoon-Lee Ji-An arasındaki ilişkiyi. Büyükannenin dediği gibi çok değerli bir ilişki. Aşktan öte, aşktan üstün benim gözümde. Konuşmaya gerek duymadan birbirini anlayanların, tüm kötülüklere rağmen umut olanların hikayesi aralarındaki. Park Dong-Hoon o kadar düşünceli ve olgun ki asla Lee Ji-An’da bir yara olmak istemiyor, kendisinden  hoşlandığını biliyor o yüzden asla  ona yaklaşmıyor. Kendine yakıştırmadığı için de düşünmüyor hiç ötesini,tutuyor kalbini bozmak istemiyor sihrin böylesini…

Jang Ki-Yong  ne oynamış öyle, hayranlıkla seyrettim.  Gözlerini belerte belerte kötü bir karakter olan Lee Gwang-Il’i müthiş  canlandırmış. Lee Gwang-Il’ talihsizlikler sonucu küçükken arkadaşı olan Lee Ji-An’ın babasının katiline dönüşmesi sonrası toparlanamıyor,  vicdan azabı ile gelgitler yaşıyor. Başlardaki tavırları pek kabul edilesi olmasa da dinlediği ses kaydı sonrası doğru yolu bularak kızımıza yardım ediyor.

 

Dizideki büyük abi , komik ve bir o kadar içten  birisi..İşi olmadığı zamanlarda işe gidenlere imrenmesi, annesinin cenaze töreni için endişelenmesi,  Lee Ji-An’ın büyükannesi için  düzenlediği cenaze töreni güzel davranışlardı. Kendi temizlik şirketlerinde emekleri ile çalışmaları beni mutlu etti.

Mahallemizin bıçkın delikanlısı küçük kardeşimiz Park Gi Hoon ise dizinin ayrı bir rengiydi. Dobralığı, abisine olan düşkünlüğü, hayallerinden vazgeçerek gerçek hayatta mücadele etmesi keyifli seyirliklerdi. Kız arkadaşı oyuncu kızımız ile olan ilişkisi de çok anlamlıydı. Geçmişte yaptıklarını itiraf etmesi, onu koruyup tekrar hayata döndürmesi görülmeye değerdi. Kızımızın depresyondayken  söyledikleri  ise çok sağlamdı. Hangimiz zaman zaman böyle düşünmüyoruz ki, Yönetmenin başarısız olmasından mutluluk duyduğunu her defasında söylemesi ise beni epey güldürdü.

Dizide beni en çok etkileyen ve yaralayan ilişkilerden biri de Jung-Hee ile kesişimizin arasındaki aşktı. Daha doğrusu 20 yıldır onu terk eden bir adamı sevmeye devam eden Jung-Hee unnimizin hikayesi idi. Yalnız yaşaması, bar sahibi olduğu için bir eve sahip olmaması, sabahları kalkıp işe gidenlere bakması hepsi yürek burkan sahnelerdi. Ben de de bazen oluyor onun hissettiği sadece kendisi ilerlemiyormuş hissi. Kendisini motive etmesi, yaşamaya devam etmek için Park Dong-Hoon gibi kendi kendine önemli değil demesi beni epey hüzünlendirdi.

Keşişin geçmişteki hikayesine pek değinmediler. Jung-Hee unninin  bu dağ başında aydınlama yaşayamazsın sitemine katılmamak elde değildi.Nitekim,  İslamiyette  tamamen inziva hayatı yoktur, insanın dünyaya karışarak yaşaması ve böylelikle  imtihan edilmesi gerektiği emrolunur. Jung-Hee ile kesişin son sahnesi pek tatmin etmese de Sang Woon’u affetme belirtileri göstererek Jung-Hee’nin mutlu ve huzurlu bir yaşama adım atacağı izlenimi güzeldi.

Dizinin kötüleri Park Dong-Hoon’un eşi ve hırslı yöneticimiz Do Joon-Young oluyor. İyi insanlara bulaştıkları için  biraz da yaptıkları yanlarına  kar kalıyor.Do Joon-Young için bu pek de geçerli olmasa da karısı için çok iyi bir  sonun yazıldığını düşünüyorum. Kocasını neden aldattığını bile bilmeyen, bahane bulmaktan sıkılıp yanlışına ısrarla devam eden bir kadın dizide neredeyse hiç suçlanmıyor. Abi bile bu olayın suçlusunun kendisinin olduğunu söyleyip ağlıyor. Bu durumda ben yerin dibine girerim herhalde. O da öyle söylüyor ama bana nedense pek inandırıcı gelmiyor.

Park Dong-Hoon ile karısının yüzleşmesi can acıtıcı sahnelerdendi. Hepimizi hüzünlendirdi, isyan ettirdi. Park Dong-Hoon’un   aldatma olayının duyulmasını istemediğini bildiği halde karısının kardeşlere olayı bu kadar belli etmesi beni ifrit etti. Son bölümlerde olayı üstlenip Lee Ji-An’a sahip olması iyi bir davranış olsa da, Park Dong-Hoon  gibi bir adam aldatılır mı ya 🙂 Bir de  sanki  Park Dong-Hoon işsizmiş de karısı ona bakıyormuş gibi izlenim vermeleri hiç hoşuma gitmedi. Çok para kazanır tamam da canım ajusshimiz de orada canını dişine takıp çalışıyordu hiç mi biri yaptığı fedakarlıkları göremedi…

Şirket entrikaları, dinleme ve aldatma olayı aynı zamanda heyecanlı bir kurgu ile devam ediyor dizide. Ben  Lee Ji-An’ın telefonunu dinlediğini öğrendiğinde  Ajusshinin ondan uzaklaşacağını düşünüp çok gerilmiştim. Neyse ki karşımızda  Park Dong-Hoon gibi bir adam olduğundan ben seni tanıyorum diyor kızımıza, bu her şeyi hallediyor. Ajusshi iş yaşamı, insan ilişkileri ile ilgili pek çok ders veriyor dizide bizlere aynı zamanda. Her sırra vakıf olmuşcasına dünyamızda dolaşan adamımızdan dökülen dersleri ayrı bir yazı da ele alacağım mutlaka.

My Mister finali de kendisi gibi yerli yerindeydi. Kızımız ile Ajusshinin ayrılması hepimizi derinden üzse de onların sahip olduğu bu değerli ilişkiyi yolların ve yılların yıkamayacağı aşikar olarak verildi. Ben  Park Dong-Hoon’un bundan sonra mutlu olacağım söylemlerinin biraz havada kaldığını düşünüyorum. Kendi şirketini  açtığında şimdi her şey düzelmiş mi oldu,  fedakarlık yapmanın anlamsızlığını öğrenip yine annesi ve çocuğu için karısından boşanmaması anlamlı değildi. Açıkçası  Park Dong-Hoon’un mutluluğu beni tatmin etmedi. O derin adam asla basit bir şirketle huzura ermezdi.

Nitekim ostlarına ayrı bayıldığım, repliklerine ayrı  hayran kaldığım My Mister sadece  2018’in  değil tüm yılların en iyi kore dizileri arasındaydı.Hep hatırlayacağım, açıp açıp bakacağım. Son olarak güzel Park Dong-Hoon karakterinin bana canım Nazan Bekiroğlun’dan hatırlattığı dizelerle veda etmek istiyorum, yaşadığınız hiçbir şeyin sizin kadar önemli olmadığını ve gerçek gücün içinizde olduğunu bilebilmeniz ümidiyle…

Kapat gözlerini önce. Ve haydi aç şimdi kendi içine.
Değil mi ki, “aslolan gözlerin kapalıyken yaşadıkların.”
Hâlâ en güzel hikayeleri dünyalar bir araya gelse
anlamayacaklara mı anlatmaktasın?
Ve sen hâlâ sağırlar ordusuna senfoniler mi çalmaktasın?

Ne seni hazmedebilen ne de senin hazmedebildiğin
bir alemde için sızlıyor, biliyorum.
İçine bak, imkansız bir şey olmadığını göreceksin.

Kapat gözlerini gitsin.

Ama aç kendi içine.

 

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: