Evcilleşen Tilki, İnsanlaşan Canavar-He is Psychometric Yorumları

Kore Dizileri

Written by:

Güzel başlayan He is Psychometric, maalesef ki başladığı gibi güzel devam edemiyor, ortalama bir polisiyenin ötesine geçemiyor. Siz psikometri yeteneğine sahip bir çocuğun hikayesini seyredeceğiz diye başlıyorsunuz, duygu nedir bilmeyen bir savcının insanlaşmasını izliyorsunuz. Bütün diziyi bir apartman yangını davasını çözerek bitiriyorsunuz. Keşke daha çok dava görseydik, psikometri yeteneği üzerinde düşünseydik.

Vakit geçirmek için seyredilebilir dizi ama daha fazlasını beklemeyin. Daha çok bana bir süperkahramanın güçlerini yeni keşfetmeye başladığı gençlik filmlerini hatırlattı. Başlarda bu öğrenme işi heyecanlı olsa da süperkahramanız maalesef ki güçlerini insanlık namına kullanamıyor. Sadece 16 bölüm anlatılan bir ailevi meselesini çözmekle yetiniyor. Sonunda hayal kırıklığına uğrayan siz oluyorsunuz. Yine de ben Jinyoung  hayranıyım seyredeceğim diyorsanız, tatlı bir Jinyoung  bulacagınız kesin:) Konu yazısını şuraya bırakarak detaylı He is Psychometric yorumlarıma geçiyorum. Sevgiyle tilkiler evcilleşir, canavarlar insanlaşır öğrendik amenna 🙂

He is Psychometric Yorum ve Replikleri

Ne Yeongseong Apartmanı ‘ymış efendim. İlk bölüm yandığını gördük, final bölümüne kadar istisnasız her bir bölüm bu davayı çözdük. Aslında yangını savcının annesini kaçırmak için planladığı hepimizin aklına geldi ama yakıştıramadık. Adalet timsali, mükemmel savcımıza bu durumu konduramadık. Lakin olanlar oldu vesselam:)

İlk bölümler itibariyle bir okul dizisi gibi olan He is Psychometric Lee An ile Jae-In‘in tanışmasını bizlere gösteriyor. Psikometrik gencimizin ilk davasını çözmesiyle ikiliyi yakınlaştırıyor. Ben bu bölümleri keyifle seyrettim, keşke bir okul dizisi olarak devam etseymiş diyerek içimden geçirdim. En azından daha eğlenceli olabilirdi belki.

Kızımızın sırrı açığa çıkınca ikili ayrılmak zorunda kalıyor ve hikaye 2 yıl sonrasına çevriliyor. Kızımız bir polis memuru olmuşken Lee An hiçbir şey olamamış halde aylak aylak dolanıyor. Bazılarına sevimli gelse de ben Lee An’ın bu şapşal hallerini pek sevemedim. Tanrı vergisi yeteneği de olmasa adeta bir hiç. Tamam iyi niyetli, insancıl ancak psikometri yeteneğini geliştirmeye çalıştığı kadar donanımlarını da geliştirmeye çalıştığını görseydik daha otuRmuş bir karakter olarak Lee An’a bakabilirdik. Ama maalesef yıllar geçmesine rağmen ilk bölümde nasıl bir çocuksa son bölümde de aynı çocuk Lee An. Bir gömlek fazla gelmiş yetişkin rolü Jin Young ‘a 🙂

Ama kızımıza bayıldım. Shin Ye-Eun gelecek vadediyor bence. A poem a day’daki Lee Yoo-Bi’ye aşırı derecede benziyor. İlk seyrettiğim de o mu acaba dedim lakin sonrasında fark ettim. He is Psychometric’in yıldızlarından biriydi kendisi.

Psikometri yeteneği ile ilgili neredeyse hiçbir şey öğrenemiyoruz. Neden Lee An’da, nasıl gelişiyor basit bir iki tanımlama dışında hiçbir şey duyamıyoruz. Ama Lee An ile Jae-In‘in birbirlerine oldukça yakışıyorlar, yaralarını sarıyorlar. Romantik kısımlar ikili arasında iyi işlenmişti, oldukça eğlencelilerdi.

Kimliği çalınıp kaybolan kadınları araştırırken ekibimiz, dönüp dolaşıp Yeongseong Apartmanı’nı davasına dönüyor. Rüşvetle gizlenen sırlar yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Savcımızın dramatik hayat hikayesini öğreniyoruz. Bundan sonra Lee An’ın hikayesinden çok savcı Sung-Mo‘nun hikayesini seyrediyoruz. 9 yıl boyunca bodrumda annesi ile kilitli kalması, babasının duygulardan uzak bir katil olması savcımızın bugününü anlamamıza yardımcı oluyor. Ben bu baba ile oğlun kovalamaca oyunlarından epey sıkıldım. Keşke bu kadar uzatmasalardı. Ama hikayeyi canavarların da insanlaşabileceği üzerine kurgulamışlar, canım psikometri yeteneğini harcamışlar.

En çok dedektif Ji-Soo‘ya üzüldüm. Karşılıksız çok güzel sevdi, pisi pisine ölüme gitti. Gereksiz öldürdüler kadını. Başta pek alışamayıp çirkin bulsam da sonra sevdim kendisini. Babasıyla mücadelesi, sevgisinin arkasında durması güzel detaylardandı. Dae-Bong da iyi bir arkadaştı. Dizide daha çok yer alabilirdi.

Savcımız sonunda Yeongseong Apartmanı’nı kendi yaktığını itiraf ediyor. Yangını ilk çıkardığı anda ilk insani duyguları tattığını anlatıyor. Lee An büyük hayal kırıklığına uğrasa da onca yıl ona abilik yapan savcımızı en azından anlayabiliyor. Daha iyi bir final olabilirdi kesinlikle, Küçük Prens tilki göndermesi dışında metinler hiç sağlam kullanılmadığı için final bölümü de buna uygun olarak olay bazlı yüzeysel olmuş. İkinci sezona göz kırptılar sanki kapanış ta ama detaylı bir haber bilmiyorum, göreceğiz bakalım.

Nitekim, He is Psychometric vakit geçirmelik bir dizi olmuş ama hiçbir karakter ile özdeşemiyorsunuz, sonuçta da böyle bir yorum yazısı yazmak zorunda kalıyorsunuz. Müzikleri güzeldi ama hakkını yemeyelim, en sevdiğim bir tanesi ile veda ediyorum.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: