Gelişmiş Teknoloji Sihirden Farksızdır-Memories Of Alhambra Yorumları

Kore Dizileri

Written by:

Arthur Charles Clarke’ın çok sevdiğim bir sözü var: ‘Yeterince gelişmiş bir teknoloji, sihirden farksızdır ‘ İşte Memories of Alhambra’da bunu kanıtlar nitelikte bize bir modern çağ masalı yaşatıyor; Granada, gitar ve Hyun Bin ile gerçeklikten koparıyor, sihre inandırıyor.

Memories of Alhambra’nın ilk 10 bölümünü soluksuz seyrettim, oyunun içindeymiş gibi gerildim. Finalin havada kaldığını düşünsemde Kore dizisi seven her bünyeye bu masalı kaçırmamalarını öneririm. Konu yazısı şurada olup, spolier uyarısı vererek Memories of Alhambra yorumlarıma geçiyorum.

Memories of Alhambra Yorum ve Replikleri

İki rakip şirketin İspanyada gerçekleşen bir teknoloji fuarına katılmasıyla başlıyor her şey, buluşturuyor Granda’da karakterlerimizi kader. Evimizin dahi çocuğu Sae-Joo her ne kadar dizide hiçbir numarasını göremesekte, mükemmel bir gerçeklik sunan bir AR oyunu geliştiriyor başına gelecekleri bilmeden oyunu arkadaşı Marco ile birlikte satmaya çalışıyor. Lakin yaklaşıyor yaklaşmakta olan, koparıyor oyun insanı dünyadan:)

Yoo Jin-Woo zavallım bir oyuna ömrünü harcayacağını bilmeden, hevesle oyuna başlıyor, sahibi olmak için elinden gelen her şeyi yapıyor. Çok iyi oynamış Hyun Bin gerçekten; heyecanı, çaresizliği umut ile umutsuzluğu bir arada ustalıkla verebilmiş. Bir kere daha üst level bir oyuncu olduğunu bize göstermiş.

Granada’daki oyun sahneleri çok güzeldi, mükemmel bir seçim olmuş bu dizi için büyülü Alhambra ve Granada sokakları. Emma karakteri de gitarı ile bu büyüyü tamamlamış. Park Shin-Hye’nin bilinen kötü oyunculuğu burada sırıtmadı hiç bana. İspanyolcası, gitarı ve güzelliği ile diziye yakıştığını düşünüyorum.

Oyunun haklarını Hee-Joo ‘dan satın alıp Seul’e dönmeye hazırlanan başkanımız azılı rakibi ile düello fırsatını da kaçırmayarak Granada’daki son gecesinde onunla buluşuyor. Ağır sözler söyleyerek onu oyunda öldürüyor ve bir hata ortaya çıkıyor. Gerçek hayatta da Dr. Cha’nın öldüğü haberinin şokunu atamayan Yoo Jin-Wo’ya asıl şoku bir oyun karakterine dönen Dr Cha. yapıyor. Başlıyor sonu bitmek bilmez bir döngü. Düşman Dr. Chamız ölmelere doyamıyor, başkanımız derdini kimselere anlatamıyor.

Bir düşüştür başlıyor bundan sonra parlak başkanımızda, önce merdivenlerden düşerek ayağını sakatlıyor, akıl sağlığının yerinde olduğuna kimseyi ikna edemiyor, en sonunda da işinden oluyor. Banyoda tek başına oturup Dr. Cha’ya seslendiği ve 1 yıl sonra anma töreninde klisede onu öldürdüğü sahneler yürek burktu gerçekten.

Hastanede yatarken Hee-Joo’nun şifacı Emma gibi anaç tavrı Jin-Woo ile Hee-Joo’yu yakınlaştırıyor, ikilimiz tüm karmaşanın içinde adeta birbirlerine doğru çekiliyor. Onca konunun içinde bu aşk hikayesine bana göre dozunda yer verilmiş. İkiliyi seyretmekten ben keyif aldım, birbirlerine de oldukça yakıştırdım. Sadece Hee-Joo hikayede oldukça pasif kalmış, gönül isterdi o da oyunda atlasın, sıçrasın, görevler yapsın ancak son bölümlerde o da meraktan değil Jin-Woo ‘yu aramak adına oyuna dahil oluyor. Ben olsam oyunun kurdu olurdum iki günde 🙂

Düşüşten sonra Jin-Woo’muzun dönüşü muhteşem oluyor, seviye atlayarak türlü türlü silahlar ile ortaya çıkıyor. Sekreterin müttefik olup, Dr. Cha’yı onunda görmeye başlaması olayını ben sevdim. Bundan sonra başlıyor başkanımız kendini kutsal görevine adamaya, ailesinin bile merak etmediği dahi Sae-Joo ‘muzu hayatı pahasına aramaya:)

Master’in bir elçi göndermesi, Jin-Woo’nun tekrar Granda’ya gidip zindana inmesi oldukça heyecanlı bölümlerdi. Orada Se Joo’yu bulacağını zannetti, lakin cennetin anahtarının Fatima’nın eliyle birleştirilmesi gizemini çözmeliydi. Hee-Joo yardımıyla bunu öğrendi, ve Emma’ya anahtarı teslim edip ilk hata Marco dışında tüm hatalar birer birer silindi.

Dizi aynı zamanda gereksiz karakterler ile doluydu, Jin-Woo ilk karısını anladık da ikinci paragöz karısının sahneleri çok kötüydü. Sahi ilk hanım karnı burnundayken Granada’da ne yapıyordu? Hele Hee-Joo’nun aile sayılan arkadaşının dizideki varlığı tam bir muammaydı. Son ana kadar bu çocuktan bir şey çıkacak dedim ama Sae-Joo gibi onun da hiçbir numarası yoktu.

Memories Of Alhambra finalinde ben Jin-Woo’nun tekrar ortaya çıkmaması konusuna pek takılmadım açıkçası. Sadece gerçek hayata bu kadar müdahil olabilen bir oyunun varlığını açıklamakta yetersiz kaldıkları için finali çok havada buldum. Nasıl oyun karakteri gerçek bir insanı öldürebiliyordu ya da lensler olmadan oyuna giriş nasıl yapılabiliyordu? Bunları fantastik bir vurguyla açıklasalardı her şey tamamlanmış olacaktı. Seyirci her türlü fantastik sonuca hazır, yaz uydur bir farklılık hepimiz inanalım, böyle o niye böyleydi bu niye böyleydi demeyip oyununun sihirli olduğunu varsayalım. Hataydı mataydı kotarmaya çalışmışlar ama olmamış. Ben Jin-Woo’nun sonunda uyandırılıp her şeyin bir simülasyon olduğu vurgusu yapılsaydı daha çok tatmin olurdum açıkçası.

Nitekim, pek çok soru işareti bırakarak ilk 10 bölümü efsane olan dizimizi bilerek baltalamışlar ama yine de seyir keyfinden azaltamamışlar. Hyun Bin’i ve Granada’yı bir arada görmek çok keyifli idi. Ne zaman yağmur ile birlikte gitar sesi duysak irkileceğiz, Granada’ya gidersek trene binmekten çekineceğiz:) Memories of Alhambra melodisi ile veda ederek, böyle dizilerin artmasını diliyorum.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: