Karamel Tadında-What’s Wrong With Secretary Kim Yorumları

Kore Dizileri

Written by:

Romantik komedinin hakkını veren What’s Wrong With Secretary Kim, beklentileri boşa çıkarmayarak karamel tadında tatlı bir aşkı anlatıyor. Tebessümle baktırıyor, hayranlık uyandırıyor. Klişelerle dolu olsa da asla sıkmıyor, kötü sürprizlerle germiyor.

Devam ettirdiğim 2018’in en iyi dizileri anketinde de ilk sırada yer alan yapım, narsist bir patron ve onun yanında çalışan sekreterinin hikayesi gibi görünse de geçmişe dayanan masum bir aşkın büyümesine bizi şahit tutuyor. Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını aktarıyor. Bencilliğin fedakarlığa dönüşümüne inandırıyor. Sonunda sevginin en büyük iyileştirici olduğunu fark ediyorsunuz, Why Secretary Kim’ i sırıtmadan seyredemiyorsunuz:)

Park/Park ikilisinin birbirine çok yakıştığı dizi için tam bir Park Min Young güzellemesi diyebiliriz. Sırf Sekreter Kim’in saçları, kıyafetleri, sevimliliği için bile bu dizi seyredilir. Bu rol ona çok yakışmış ve tüm güzelliği ile  Why Secretarry Kim’de boy göstermiş hanım kızımız.Park Seo-Joon’un da bir o kadar havalı olduğunu da söylemeden geçmeyelim tabi ki. Because This Is My First Life dizisini sevenlere de küçük bir sürprizi barındıran yapımı romantik komedi severler bence listelerine bir an evvel almalı, bu karamelin tadı da bir süre ağızda kalmalı 🙂  Why Secretary Kim konu yazısı şurada olup, spoiler uyarısı vererek ben What’s Wrong With Secretary Kim Yorum yazıma geçiyorum.

What’s Wrong With Secretary Kim Yorum ve Replikleri

9 yıldır titiz patronunun her zorluğuna katlandıktan sonra Sekreter Kim’in bir anda istifa edeceğini açıklamasıyla başlıyor hikayemiz. Tabi yıkılıyor bu haberi duyunca o kimseyi düşünmeyen patronumuz,vazgeçirmek için  her yolu denediğini görüyoruz.  Sekreter Kim’e bu kadar bağlı olmasının nedenlerini ise sonradan anlıyoruz.

 

 

Normal hayatta kendini beğenmiş insanları etrafımızda görmekten pek de hazzetmesek de, diziler de  bu tipleri seyretmekten aldığımız keyif ise tartışılmaz. Lee Young-Joon’unun da narsist diyologları ile bu keyfi Nirvanaya çıkardığını söyleyebiliriz. Park Seo-Joon’a ben bu tavrı pek yakıştıramasam da diyologlar gerçekten güzel yazılmış gerek Sekreter Kim ile gerek de arkadaşı Park Yoo-Sik ile konuşmaları pek bir eğlenceli idi. Young-Joon kendini överken bu ikilinin mimikleri görülmeye değerdi.Dizi ilerledikçe o kendine yakışan düşünceli, sahiplenen  Lee Young-Joon açığa çıktı ve seyir zevki benim açımdan bir hayli arttı.

 

Sekreter Kim ise girişte de belirttiğim gibi gerek karakteri gerek ise dış görünüşü ile büyüleyiciydi. Kalem etek, klasik gömlek, at kuyruğu saç üçlüsü mükemmel durmuş Park Min Young’da. Görevinde de pek bir maharetliydi . Övülmeyi seven patronunun gazını alması, Başkan Yardımcısı Lee’nin tüm absürtlüklerine tahammül edip teşekkür etmesi beni epey eğlendirdi. Yalnız bu kadar dikkatli bir kadının 9 yılda  Lee Young-Joon’un ona karşı bir şeyler hissettiğini düşünmemesi biraz garipti ve bunca geçen zaman boyunca hiç  Başkan yardımcısı Lee’ye karşı bir şeyler hissetmemesi beni tatmin etmedi. Eski ilişkilerini daha detaylı  görmek bizim için daha aydınlatıcı olabilirdi.

 

Tanışma sahneleri bakış açısının ne kadar önemli olduğunu nasıl güzel anlatıyordu değil mi? Young-Joon Mi So’yu ilk görüşte tanıyarak, kendisini hatırlayıp hatırlamadığını sorarken, Mi So bunu narsistliğe yordu. Aslında Young-Joon, Mi So’nun hep iyiliğini düşünüyordu. Sekreter Kim’in istifa haberinden sonra Mi So’yu kaybetmek istemeyen başkanımızın romantik girişimleri de bir hayli komikti. Ben reddedilecek adam mıyım hareketleri, Mi So’nun kararlı duruşu ile her seferinde söndü. Gişe rekoru laneti gerçekten iyi fikirdi yalnız. Hangimiz öncekilerle kıyaslamıyoruz yeni tanıştıklarımızı:) Lunaparak sahneleri ise tam bir gişe rekoruydu.  İyi iş çıkardın (Soguhaess-eo) ineği de pek bir tatlıydı 🙂

 

 

Aşktan zerre anlamayan başkanımıza, Yoo-Sik’in mentorluk yapması da ayrı bir hoştu.  Young-Joon’un normal insan ilişkilerini anlaması için iş hayatından örnekler vermesi beni epey güldürdü. Yoo-Sik iyi bir karakter olmuş, sekreteri ile maceraları , eski karısı ile olan ilişkisi  diziye cuk oturmuş 🙂 Bu arada Young-Joon’un muhteşem evini bir yerlerden gözünüz ısırıyorsa, doğru bildiniz Secret Garden Kim Jo Woon’un evi kullanılmış. Havalı patronlarımızın adresi belli oldu:)

Kore dizilerinin pek çoğunda olduğu gibi burada da çocukluğa dayanan bir aşk klişesi görmüş olduk. Kaçırılma hikayesi güzel kurgulanmış olsa da artık geçmişe dayanan bu aşk hikayeleri beni biraz baydı. Yetişkin dönemde tanışan iki insanın derin bir aşka sahip olamayacağı düşünülüyor olsa gerek pek çok Kore dizisinde  olduğu gibi burada da olay ilk aşk fantazisine  bağlandı. Kaçırılma konusunda Mi Soo ile birlikte olanın Lee Young-Joon olduğu bariz olsa da o gün neler olduğu ve Mi Soo’dan neden bunu saklamak istediği beni meraklandırdı. Bir ara kaçıran  kadının Mi Soo’nun annesi olabileceğini bile düşündüm. Yine yaşadıkları zor bir durum olduğu için senaryonun tutarlı olduğunu söyleyebilirim.

Lee Young-Joon’un abisini pek sevemesem de son bölümlere doğru toparlayarak hatalarını bir nebze de olsa telafi etme şansı yakaladı. Lee Young-Joon’un ise çocukken yaptığı büyük bir fedakarlıktı. Diziden çıkardığım en büyük ders de zaten hiçbir şeyin göründüğü gibi olmayışıydı. Young-Joon dışarıdan ne kadar sadece kendisini düşünen biri gibi görünse de içi bambaşkaydı, yaşadıkları apayrıydı. Aynı hikayeyi dört dörtlük görünen Go Gwi-Nam’da da gördük.

Dizinin ana hikayesinin yanında devam eden yan hikayeler de oldukça iyiydi. İlk defa yan hikayeleri ve aşkları da bu kadar heyecanla ve merakla seyrettim. Kim Ji-A ile  Go Gwi-Nam ilişkisi favorimdi. Kim Ji-A burada ne kadar tatlıydı, umarım en yakın zamanda bir başrol kapar 🙂 Müdür Bong ile Sekreter Yang ilişkisine de ayrı güldüm. Sakar sekreterimiz Seol, daima içmeye gidelim diyen müdür, kendini zeki addeden yancı çalışan hepsi  güzel kurgulanmıştı.

Dizide en sevdiğim sahnelerden biri de Kim Mi Soo’nun annesi ve babası rolünde Because This Is My First Life oyuncularının yer almasıydı. Because This Is My First Life’ı çok seven şahsımı sevdiğim ost ile çekilen o sahil sahnesi çok duygulandırdı. İki diziyi de çeken yönetmen harika düşünmüş:) Sonradan Mi Soo’nun babasının takma saçları komik dursa da diziye ayrı bir renk kattı.

Mi So ile Young Joon ilişkisini doya doya seyretmekte beni ayrı mutlu etti. Young Joon kızımızın hayatına ayak uydurma çabaları, o bencil adamın bir anda sevgi yumağına dönüşmesi görülmeye değerdi. Gereksiz ayrılıklar, kötü sürprizler olmadan çiftimizin adım adım evliliğe doğru gidişini seyrettik. What’s Wrong With Secretary Kim’in  son bölümlere doğru temposu düşse de  ikilinin mutlu ilişkilerini göstermeleri beni sıkmadı. Yalnız giderek Amerikanvari tavırla tensel temasları her dizide giderek artırmaları benim tadımı kaçırdı, bu dizide de bu sahneler fazla kullanılmıştı, keşke her şey birbirlerine gönderdikleri kalplere verdikleri tepkiler kadar  masum kalsaydı.

Kendi hayalini bulmak için istifa eden Mi So’nun, aslında kendisine en yakışan mesleği yaptığını fark etmesi de güzel işlendi. Dizilerde gördüğüm en mükemmel sekreterlerden biriydi.Hayran kaldım ve büyük saygı duydum mesleğe. Young Joon da Mi So’nun her kararında arkasında olmasını söylemesi etkileyiciydi.

What’s Wrong With Secretary Kim finali de dizi gibi tam tadındaydı. Bütün hikayeler mutlu sonlandı, herhangi bir soru işareti bırakılmadı. Mi Soo gelinliği ise tek kelime ile harikaydı. Düğün salonu dizaynı, çiftimizin yürüyüşleri masal kıvamındaydı.  Dizide zaten Young Joon piyano başındaki evlenme teklifi çıtayı bir hayli çıkarttı 🙂 Ben dizi boyunca Young-Joon giydiği takım elbiseleri pek beğenmesem de finaldeki smokini ona pek bir yakışmıştı.

Ost’da yer alan İt’s You şarkısını da ayrı bir sevdim. Ne diyelim onlar erdi muradına, biz çıkalım kerevetine:) Bakalım What’s Wrong With Secretary Kim 2018’in en iyi dizisi olabilecek mi:)

 

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: