Neyleyim Üç Günlük Ömrümü- About Time Yorumları

Kore Dizileri

Written by:

Neyleyim üç günlük ömrümü; bu gönül sensiz hiç güldü mü? Sevgilim önüme ölümü; sunsan ben içerim kendimden geçerim .Senin için senden vazgeçerim … About Time bana hep  Emre Altuğ’un çok sevdiğim bu şarkısını hatırlattı. Dizi adeta şarkıda geçen aşkın bir yansımasıydı. Dönmedi yarsız yedi cihan; kalplerin esiri oldu zaman; ölümü yar da olsa sunan; vazgeçmedi kalan sevdasından. Mamafih; birlikte yaşayamayanların;  birlikte ölüme doğru uzanmalarının hikayesi bir nebze About Time.

Her ne kadar ölüm, ayrılık; vazgeçmek gibi sancılı konular üzerinde dursa da o kadar ağlatmıyor. Hüzün kokuyor lakin kanatmıyor. Ortalamanın bir tık üstüne çıkan yapım olarak değerlendirebiliriz  About Time’ı .Ancak böylesi iyi bir konunun, iki başarılı oyuncu ile efsaneleşmesini isterdi gönül. Maalesef dizide gereksiz uzatılan konular ile tanımlayamadığınız bir eksiklik duygusunun peşinizi bırakmadığını hissediyorsunuz. Keşke  Lee Do Ha ile Choi Mi Ka aşkını daha çok hissedebilseydik diye hayıflanıyorsunuz. Yine de güzel seven bir Lee Do Ha karakterini barındırdığı için bile seyredilesi bir yapım. Seyretmediyseniz detaylı konu yazısı şuradadır efendim. Ben spoiler uyarısı vererek About Time yorumlarıma geçiyorum.

About Time Yorum ve Replikleri

İnsanların kalan yaşam sürelerini görebilme yeteneği gerçekten orijinal bir konu idi. Neden Choi Mi Ka ve Bayan Oh’un bu yeteneğe sahip oldukları tüm Kore dizilerinde olduğu gibi açıklanmadı. Büyükannesinin ölümünden sonra saatleri görmeye başlayan  Choi Mi Ka için ise  bu özellik  bir yetenekten çok lanet gibiydi. Saatlere müdahale edemeyen kızcağızımız tüm hayatı boyunca ölümleri gördü; teselli etti; kaderi bildi. Kendi saatini görmeye başladığında ise  az süresinin olduğu gerçeğine boyun eğdi. Çünkü saate müdahale edilemezdi. Ta ki Le Do Ha ile karşılaşıncaya kadar…

100 gün gibi kısa bir ömrü kalan Choi Mi Ka  işte bu yüzden dizi boyunca hep hüzünlüydü. Hapisteki babasının, işsiz sorumsuz kardeşinin, yarı saf annesinin sorumluluğu hep onun üzerindeydi. Bir müzikalde oynamaktı tek hayali; lakin sürekli çalışmak mecburiyetindeydi. Lee Sung-Kyung güzel oynamış karakteri.Zayıflığı dışında gözüme batan bir kısmı olmadı dizi boyunca ancak zayıflığı ciddi anlamda fazlaydı. Her saatine baktığında gösterdikleri bilekleri; çırpı bacakları 🙂 Keşke birazcık kilo alabilse de ; güzelim yüzüne; parlayan gözlerine rahat rahat bakabilsek:)

Le Do Ha ise güzel seven; düşünceli, geçmişte yaptığı yanlışları yapmamak için didinen koca yürekli bir adamdı. Lee Sang-Yoon’un burada hakkını teslim etmek lazım; ben sevdiğine bu kadar güzel bakabilen başka bir adam daha görmedim. Karakteri oldukça başarılı oynamış. Dizinin başlarındaki Lee Do Ha’nın kaygı bozukluğuna sahip halleri beni oldukça güldürdü. Her yerde  Choi Mi Ka’yı görmesi; eşyalarla konuşma sahneleri iyi işlenmişti.

Choi Mi Ka tesadüfler eseri Do Ha ile karşılaştığında saatinin durduğunu fark etmesi ile başladı asıl hikayemiz. Ölüm kalım meselesi olduğu için kızımız da hiç gururunu düşünmeden yapıştı başkanımıza. Lee Do Ha  başlarda şaşırsa da çok çabuk takıldı oltaya. Çok çabuk aşık oldu, itiraf etti; keşke biraz daha uzatsalardı kendi iç çekişmelerini. Bu durumun geçici olacağını düşünerek kendi uydurduğu tablo metaforunu kullanması benim çok hoşuma gitti.

Dizideki müzikal sahneleri bana keyif verdi. Şarkılar etkileyici; Lee Sung-Kyung’un sesi oldukça güzeldi.Dahi yönetmenimiz ile Do Ha’nın ilk aşkı benim sevdiğim karakterlerden oldu. Avukat ve psikolog kardeşler ile Do Ha’nın konuşmaları eğlenceliydi. Herkese lazım bir psikolog arkadaş:) Ben Mi Ka’nın arkadaşı ile kardeşinin ilişkisi konusu hiç sevmedim yalnızca; ne zaman onlar çıksa diziyi ilerlettim:) Bayan Oh da sürekli felsefi takılmasıyla beni çileden çıkarttı. Bir şey biliyormuşcasına konuşup ; hiç bir şey söylemeyenlerdendi. Kendi cenaze törenini düzenlemesiyle benim çıtamı bir hayli yükseltti:)

Do Ha’nın abisinin hikayesi de oldukça dokunaklıydı. Yıllarca ailesi tarafından dışlanarak yaşayan bir adamın son isteğinin sadece bir aile fotoğrafında yer almak olması beni epey üzdü. Onsuz olan fotoğrafı ölümünden sonra babasının çerçeveletmesi, zamanında kıymet vermenin önemini hatırlattı. Nitekim güzel bir adamdı…

 

İkilimizin ölümle çevrelenen bu zorlu ilişkisi 3. kişiler tarafından da çok zorlandı. Başkan Lee’nin ailesi,  Bae Su-Bong, ilk aşk Jo Na çok zorladı ikilimizi. Dizinin yarısı özellikle  Bae Su-Bong’un çıkardığı engelleri aşmakla geçti. Özellikle Do Ha’nın  ilk aşkını ortaya çıkarması olayı çok saçmaydı.Bu yüzden Bae Su-Bong karakterini pek seven olmamış lakin herkesin aksine kendisinden çok dersler aldığım bir karakter oldu benim gözümde. Vazgeçmek ve kendi değerini bilmek ile ilgili Bae Su Bong’dan çıkardığım dersleri şu yazıda bulabilirsiniz.

3. şahısların aksine Lee Do Ha ile Choi Mi Ka arasındaki asıl sorun Mi Ka’ya geçen zamanın Lee Do Ha’ya ait olması idi. Bunu öğrenen kızımız uzak durdu sevdiğinden; kaçtı hiç düşünmeden.Do Ha korumak istedi sevgisini, kaçmasına anlam veremedi. Uzattılar epey bir süre bu sebepsiz durumu.  Bilmem kaçıncı kez kapısına gidip isyan bayraklarını çekince Do Ha; açıkladı gerçekleri Mi Ka. Onun için sevgisinden, hayatından vazgeçtiğini anlattı.Ne yapsaydı ki sevdiği onun yüzünden ölüme yaklaşırken. İşte o zaman bir kere daha ne kadar sevdiğini gösterdi adam; dedi  100 yıllık ömrüm olsa da sensiz yapamam.

Adeta bir kısır döngüye dönen Mi Ka’nın kaçması Do Ha’nın onu kovalaması olayına About Time final bölümünde bir son vererek ikilimizi buluşturdu senaristler. Artık sadece saatleri  kalmış olan kızımıza yaklaşan Do Ha’nın tüm zamanını bir anda Mi Ka’ya geçirdiler. Ben o yol sahnesini çok saçma buldum. Zaten ölmemek için çırpınıp duruyorsunuz yolun ortasında tartışmanın ne anlamı var. Sonunda olacak olan olup ikisine de kamyonun çarpmasıyla gözlerini açan ikili kendini sebepsiz bir şekilde hayatta buldular. Neden oldu; nasıl oldu; sorularının hiçbirisini yanıtlamayarak mutlu bir son oluşturdular. Dizinin tüm orijinal konusu bir anda çöp oldu; saat kayboldu herkes mutlu oldu. Geçmişte büyükannesinin  ölümüne Do Ha’nın ailesinin sebebiyet verdiğini gösterip; büyükannenin bir hediyesi olarak yazsalar da inandırıcı bir kurguyla veremediler maalesef bunu.

Saatleri artık göremeyince Mi Ka neden bu kadar mutlu oldu, Do ha’nın yanına koştu ben anlam veremedim.  Belki de hala Do Ha’nın ömründen çalıyordu; hala çok az bir ömrü vardı sorgulamalarına hiç düşmeden final vakti geldi deyip kapattılar diziyi:) Bu hikayeyle çok daha romantik, kalp acıtan hüngür hüngür ağlatan senaryo yazabilirlerdi maalesef başaramamışlar. Finalini çok tatmin edici bulmasam da çiftimizin mutlu sahnelerini görmek beni mutlu etti.

Dizide ek olarak çok fazla reklam vardı, markaları tanımasam da her karakterin kullandıkları içeceklere; makyaj malzemelerine, telefonlara hep sponsorluk almışlar. Bu ürünleri denedikten sonra hep o lezzetliymiş; o bu marka beni genç gösterdi gibi söylemlerini sevmedim. Bir de aynı zamanda dizideki Çinli yatırımcı ile konuşmaları oldukça absürttü. Adamın Çince konuşup Do Ha’nın Korece konuşması ve birbirlerini anlayabilmeleri beni epey güldürdü:)

Özetle; About Time büyük bir potansiyele sahipken bunu kullanamamış bir yapım olarak benim aklımda yer edindi. Müzikal sahneleri, Do Ha’nın ölümü bile hiçe sayan sonsuz sevgisi ve  Bae Soo-Bong’dan öğrendiğimiz vazgeçmek ve kendi değerini bilme ile ilgili sahneler etkileyiciydi. Kalan saatlerinizi çok iyi değerlendirmeniz temennisiyle  hepinize zamanı durdurabilen bir aşk diliyorum. Sevgi ile kalın:)

 

 

2 Replies to “Neyleyim Üç Günlük Ömrümü- About Time Yorumları”

  1. sora dedi ki:

    About Time’ı izlemiş ve çok beğenmiştim.Benzerlikten dolayı konusunu okuduğumda, biraz da Lee Sung Kyung etkisiyle, direk izlemeye karar vermiştim ama malesef konuyla alakalı hiç aradığımı bulamadım.Fazla romantizme boğmuşlar bana göre.Finalle ilgili birebir düşüncemi yazmışsın 😀 Çince korece konuşma sahnelerinde gülmüştüm hatırlayıp tekrar güldüm.Yan karakter aşkı olarak zayıf kalsa da arkadaşı ve kardeşinin sahnelerinde eğlendiğim oldu.Ona değinmemişsin ama bayağı aynı görüşlerdeyim diziyle alakalı.Blogu yeni keşfettim kendime seyredecek dizi bulmak için biraz didikleyeceğim 🙂

    • admin dedi ki:

      Evet dediğin gibi saat konusunu hiç iyi kullanamamışlar, hep Mi Ka ile Do Ha arasındaki kaçma kovalamayı izledik ben de o açıdan hayal kırıklığına uğradım.Nedense kardeşi ile arkadaşı aşkını sevemedim; sahnelerini hiç seyretmedim desem yalan olmaz; o yüzden yazıda yoklar 🙂 Çinli yatırımcı ise favorimdi, anlıyorum ama konuşamıyorumu örneklendirmek istemişler herhalde :)Değerlendirmelerini her zaman beklerim, birlikte seyretmek çok daha eğlenceli. Muhabbetle🌿🌿🌿

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: