Sevilen Güzelleşir- Queen Of The Ring Yorumu

Kore Dizileri

Written by:

Güzel mi sevilir yoksa sevilen mi güzelleşir sorusuna cevap niteliğinde etkileyici bir mini kore dizisi Queen Of The Ring. Mini dizi diyorum çünkü yarım saatlik 6 bölümden oluşuyor kendileri. Sıkılmadan bir çırpıda bitireceğiniz 2017 yapımı Queen Of The Ring,  aynı zamanda içerisinde ceplerinize dolduracağınız pek çok dersi de içeren dokunaklı bir yapım.

Queen Of The Ring konusuna detaylı olarak bakacak olursak; çevresi tarafından pek de beğenilmeyip çirkin görülen  Nan-Hee’nin bir gün aile sırrını öğrenmesiyle değişen hayatını anlatıyor. Ailenin kadınlarının sahip olduğu bir yüzük hoşlandıkları erkeğin kendilerini hayallerindeki kız gibi görmesini sağlıyor. Başta pek inandırıcı gelmese de Nan Hee bu yüzüğü hoşlandığı yakışıklı olduğu kadar havalı ve soğuk  Se-Gun üzerinde denemeye karar veriyor. Ve işler karışıyor.

İlginç bir konu değil mi? Kim istemez hoşlandığı kişinin hayallerini süslemeyi?  Başkaları değil de o sana böyle aşkla baksa sadece yetmez mi? İşte bunu isteyen kızımızı,pek çok kore dizilerinde yan rolllerde gördüğümüz Kim Seul-Gi oynuyor.  Oh My Ghost dizisinde cidden harikalar yaratmıştı lakin oyunculuğu iyi olmasına rağmen ana rollerde kendine pek  yer bulamıyor. Queen Of The Ring konusu itibariyle de olsa bir istisna olmuş bu yüzden. Bir komedi dizisinde Kim Seul-Gi’nin çok iyi işler çıkaracağına eminim ama ne yalan söyleyeyim ben de romantik dizilere pek yakıştıramıyorum. Queen Of The Ring oyuncuları arasında yakışıklı aktörümüz Ahn Hyo Seop ve arkadaşlar rolünde ise Lee Tae Sun ve Yoon So Hee iyi iş çıkarıyor.

Queen Of The Ring izlemeyenleri vakit bulduklarında  bu eğlenceli yapımı değerlendirmelerini önererek ben spoiler içeren Queen Of The Ring  yorumlarıma geçmek istiyorum.

    

 

 

 

 

 

 

Queen Of The Ring Replik ve Yorumları

Kore dizilerinde genelde çirkin olarak gösterilen kızları; aslında çok güzel olup sadece saçı başı dağılmış özensiz şekilde gösterilen oyuncuların oynadığını hep görürüz. Dizi boyunca da hep çirkin denilen kıza ‘ya bu kızın neresi çirkin; kör müsünüz’ demekten kendimizi alamayız.  Queen Of The Ring dizisi işte bu kalıpları yıkarak başrolde senin benim gibi normal olan Kim Seul-Gi’ ye yer veriyor. Kim Seul-Gi’nin  Kore Aktrislerinin güzellik standartlarında olmadığı bir gerçek. Bu durum  dizinin verdiği mesajı gözümüzde daha da büyütüyor. Gerçek hayatta iç güzelliğine bakan erkekler kaldı mı hala bilmiyorum ama  Queen Of The Ring kesinlikle aşka inancımızı artırıyor.

Çirkin kadın yoktur, kendine bakmasını bilmeyen kadın vardır derler ya. Nan Hee’nin de sorunu buydu tüm dizi boyunca. Başkalarının onu çirkin görmesi değil; asıl onu çirkin yapan kendisinin de bu fikre katılıyor olmasıydı. Son bölümde de gördük zira; biraz rütuşla nasıl güzel göründüğünü. Tabi manken gibi olan  Se-Gun yanına yakışıp yakışmadığı konusunda biraz kararsızız:)

Queen Of The Ring 1. bölümünde Nan Hee’nin annesi ile diyologları beni oldukça güldürdü. Babası ile annesinin o yaşlarına rağmen yüzüğün etkisi olmasa da birbirlerine delice aşık olmaları etkileyiciydi. Babası ‘çok güzelsin;herkesten güzel görünüyorsun ‘iltifatlarını abartsa da dizinin gidişatı için uygundu sanırım.

Kang Mi Joo’da güzeldi gerçekten.Hele Se Gun’un hayallerinde beyaz ışığın altında devamlı gülümseyip ağır çekim davranması hoştu. Sonrasında Nan Hee’yi görmek hep koparttı beni. Arkadaşı da iyiydi, Nan Hee’den hoşlandığını itiraf sahnesi içleri acıttı. Geç kalmak onun hayallerinin kadınına kavuşmasını engelledi maalesef.

Se Gun ile Nan Hee ‘nin çıkıyor haberleri olay oldu tabi. Kızların tepkilerine çok güldüm.Okulun etrafını 3 kere el ele turlamaları ile kızları çatlattı resmen kızımız.

Se Gun’un gerçekleri öğrendikten sonra güzel olan Kang Mi Joo ile hiç eğlenememesi; bir şeylerin eksik olduğunu fark etmesi ile gerçek aşkı bulmaya yaklaştı. Queen Of The Ring finalinde annesinin güzel olanı sevmeyiz, sevdiğimiz güzelleşir demesiyle tüm sır çözüldü. Gerçek sihirli yüzük; insanlar arasında olan sevgi bağıydı.

Queen Of The Ring dizisi işleyişi ile bana çok sevdiğim eski klasik filmlerden While You Were Sleeping’i hatırlattı. Orada da gişe memuru olan Sandra Bullock ; platonik aşık olduğu adama komadyken şunları söyler;

Ben daha çocukken ilerde ne olacağımı,nerde olacağımı,kiminle olacağımı düşünürdüm.hayal ederdim..Şikayet ettiğimi sanma benim bir kedim var, bir dairem var,uzaktan kumandanın kontrolü benim elimde ki bu en önemlisi…Sadece benimle birlikte gülebileceğim kimsem yok. İlk görüşte aşka inanır mısın?Eminim inanmazsın.Bunun için çok mantıklısın ya da daha önce hiç birini görüp,onu tanıyıp,seni daha yakından tanıdığı zaman,tabii burada gerçekten birbirini tanımak çok önemli,iyi anlaşabileceğinizi ve birlikte yaşlanmak isteyebileceğinizi fark ettiğin oldu mu hiç?
Hiç konuşmadığın birine aşık oldun mu?
Hiç komadaki biriyle konuşacak kadar yalnız kaldın mı

Geçekten dışı çok ambalajlı olan bazılarının içininin çok boş olduğunu görmüyor muyuz bazen? İnsanları tanımak olsa gerek burada, yakından tanıdığımız zaman yanında yaşlanmak isteyeceğimiz biri çıkabilir güzel olmasa da. Güvenilirdir ve sadıktır belki  yakışıklı durmasa da. Bize göredir kim bilir. Çirkin elmalar iyidir. Asıl görüllmesi gerekeni gözlerin görmediğini unutmayalım, dışa mıhlanıp içleri atlamayalım….

 

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: