Ve İnsan Aldandı-Arthdal Chronicles Yorumu

Kore Dizileri

Written by:

Ve insan aldandı, toprağa sahip olunur sandı. Giderek ihtiyaçları çoğaldı, topladığı güce kandı. Zamanla çekildi sular, kana bulandı topraklar,harap oldu nice canlar, sonuçta taht sahipsiz kaldı…

İnsanlığın birleşirken nasıl ayrıştığını gösteriyor Arthdal chronicles, medeniyetten soğutuyor. Toprağın sahibinin olamayacağını öğretirken, ihtiyaçlarımızı sorgulatıyor. Kutsalları kendi çıkarları için kullananları eleştirirken, gerçek kutsallığa şahit kılıyor. Diziyle ismin önemini anladım, rüyanın büyük bir nimet olduğunun farkına vardım.

Birkaç bölüm isimler, kabileler çok karışık gelse de mutlaka devam edin, bu mistik şölene siz de eşlik edin. Heyecanlı bölümler Game of Thrones’u aratmayacaktır eminim. İlk iki partı 12 bölüm olan Arthdal chronicles konu yazısına şuradan ulaşabilirsiniz. Ben büyük bir merakla 7 eylül’de başlayacak part 3 bekliyorum, birlikte seyredelim programı yapsak mı acaba diyorum:)

Arthdal Chronicles Yorum ve Replikleri

Rüya sahnesiyle başlayıp, rüya sahnesiyle bitiyor Arthdal Chronicles 1.bölümü etkiliyor, kafa karıştırıyor. İnsanların medeniyete doğru ilk adımlarını attığı zamanlara gidiyoruz, farklı olana nasıl davrandıklarını görüyoruz. Her şey toprak tarafından fazlasıyla veriliyorken, insanoğlu daha fazlasını istiyor. Gücü öğrendikten sonra etrafındakileri katlediyor, kendine göre bir birlik oluşturuyor. Müthiş bir konu bulmuş ve işlemiş senaristler.

Bir Tanrı(?) olarak gösterilen Aramun Hasella’nın tüm yaşayanları toplayıp bir birlik oluşturduktan sonra insanlar bu birliğin yönetimine geçiyor ve işler karışıyor. Dizi kim kimdir noktasında ilk bölümler oldukça karışık lakin bölümler ilerledikçe ırkları ve kabileleri öğreniyorsunuz bu taht mücadelesine siz de dahil oluyorsunuz.

Birliğin toprakları kendilerine yetmeyince insanoğlu farklı bir ırk olan Neanthal’lerin verimli Ay Ovalarına göz dikiyor, kendilerine hiçbir zararı olmayan bu ırkı bir canavar gibi gösteriyor. İşte tam da savaşın başladığı bu noktada diziye başlıyoruz. İyi niyetli olan Asa Hon’un kurban seçilerek Tagon’un planıyla Nweantal’lerin kıyımına şahit oluyoruz. Asa Hon kıyımdan kurtularak bir Neanthale aşık oluyor ve (yarı insan yarı Neanthal) igutu olan iki oğlan çocuğu doğuruyor ve hikayeye başlıyoruz.

Asa Hon’un gördüğü rüya ile Aramun’dan kaçmak için Iark’a gelmesi olayını çok etkileyici buldum. Kendi ayakları ile ölümüne yürüdü, geç de olsa Eun-Sum ‘ın Aramun olduğunu anladı.  Eun-Sum’un çocuk hali çok tatlıydı. Song Joong-Ki  o kadar benzemiş ki, daha iyi bir seçim yapılamazdı.

Nitekim Mavi Kuyruklu Yıldızın göründüğü gün doğan üç cocuktan ikisi birbirlerini buluyor, Eun-Sum ile Tanya arasında sıkı bir dostluk bağı kuruluyor. Bu bölümlerde önemini sonradan kavrayacağımız Wahan kabilesinin yaşayışlarını öğreniyoruz. EunSum’un burada güvenli bir şekilde büyüyüşünü seyrediyoruz.

Rüya görmek mevzusunu çok iyi kurgulamışlar, ne kadar büyük bir nimet olduğunu fark ettim seyrederken. Sen gitmiyorsun ama dünyayı dolaşabiliyorsun, yanında olmayanlarla konuşuyorsun, gözünün görmediklerine ulaşabiliyorsun. Ne kadar büyük bir nimet. Rüyalarımız bize kimbilir neler anlatıyor ama biz hiçbir sembolü okuyamıyoruz. Dizide ilahi bir mesaj olarak rüyaları çok iyi işlemişler, ben çok etkilendim.

Birlik dışarıdan huzurlu gibi görünse de içeride gizli savaşlar hakim. Sanung Niruha birlik başkanı, Asa Ron ilahi güce mazhar olan Beyaz Dağ Kabilesinin baş rahibi. Mihol ise demiri işleyip Arthdal inşa eden kabilenin reisi. Hepsi daha fazla iktidar için birbirlerini kullanıyor, kimse kimseye güvenmiyor. Tagon da birlik yerine krallık kurmak istiyor, bu yolda ilerlemek için her yolu deniyor. Taealha ile düşman mı yoldaş mı olduklarına asla emin olamayacağımız karmaşık ilişkilerini seyrediyoruz.

Jang Dong-Gun’dan daha iyi bir Tagon düşünülemezdi herhalde. Bilgeliğini, soğukkanlı tavrını pek beğendim. Her bölüm hayranlıkla izledim. Sadece ıgutu olması meselesinde soğukkanlığını yitirir gibi oldu, lakin sonrasında gelen işaretleri iyi okudu, planını düzgün kurdu. İnsanları nasıl manipüle etmesi gerektiğini çok iyi biliyordu.

Taealha yine muhteşem bir karakter olmuş, Kim Ok-Vin’i ilk defa seyrediyorum ama rolüne cuk oturmuş. Kıyafetleri, mimikleri çok yerindeydi. Bir casus olarak Tagon’un babasıyla da beraber olmasını hazmedemesek de Tagon’u çok güzel sevdi, sevgisini bizlere gösterdi.İnce zekasını çok sevdim.

İlk başta dizi birbirlerini düşman gören, birbirlerinden korkan baba-oğul hikayesine yöneliyor. Tagon’un babasıyla olan bağını ustaca koparıp nasıl yükseldiğini bizlere gösteriyor. Burada olan zavallı Wahan halkına ve Eun-Som’a oluyor. Ne çektin be Wahan kabilesi, dizi boyunca sizi bir o yerden bir bu yere sürüklediler. Yine de soyunuzu tüketemediler .

Baba-oğul arasında kılıçlar çekiliyor. Sanung Niruha hem oğlunu hem de onu sürgün etmesi gereken Asa Ron’u alt edecek bir plan düşünüyor. Olimsani bölümlerini seyretmek keyifliydi, her an dengeler değişti , kimin kazanacağı belirsizleşti. Asa Ron maalesef günü kurtarsa da Tagon’u kutsallaştırmaktan başka birşey yapamadı, geleceği tehlikeye attı. Bu Olimsani meselesinde en çok pisi pisine ölen Danbyeok’a üzüldüm. Adam Tagon’a kardeşim diyerek güvendi ama Saya’nın intikamıyla da olsa ölmek zorunda kaldı.

EunSom’un Sanung Niruha’yı rehin alması hiçbir askerin müdahele etmeyip Tagon’un bunu kullanması biraz afaki olsa da olması gereken gerçekleşti Tagon birlik lideri haline geldi. EunSom kısa sürede çok büyük işler yaptı ama Wahan arkadaşları kolunu kanadını kırdı. Köle olarak yaşamak zorunda kaldı. Çok dayak yedi, yine de iyi dayandı. Arkadaşının kendi boğazını kestikten sonra ben bir canavarım diye haykırışı çok dokunaklıydı.

İkinci bölümde Tagon’un Asa kavminin kutsallığı ile savaşmasına şahit oluyoruz. Dizinin en büyük eleştirilerinden birisi kutsal değerleri kullanan bu rahiplere yönelik oluyor. Rahipler iyice yozlaşıp kehanetleri çıkarlarına göre yorumluyorlar, halkın saygısını kullanıyorlar. Tagon’u yolundan etmek için her türlü yolu deniyorlar. Sonunda ise kendi yalanlarında boğuluyorlar.

EunSom’un yokluğunda Tanya- Saya birbirlerini tanıyor. En yakınındaki tş olan Saya’yı Tanyamız kullanmaya çalışıyor. EunSom’un kardeşi olup olmadığı sormasını beklerdim ben ama üçüncü kısma bırakıyorlar zannımca bu karşılaşmayı. Saya’nın derdi ise bir Igutu olduğunu tüm dünyaya açıklamak, gururla etrafta dolaşmak. Başta babasını ikna edemese de Tagon Tanya’yı da bulunca Beyaz Dağ Kalplerine katılıyor. Zamanı gelince bir Igutu olduğunu açıklayacağını söylüyor.

Tanya’nın gelişimini baştan sona çok iyi gösterdiler senaristler. Rüya göremediği zamanlardan insanların zihnini okuduğu zamanlara kadar büyük bir merakla takip ettim. Final sahnesinde yıldız çanını öğrendikleri dans yoluyla bulması müthişti. Arthdal chronicles 12. bölümü yerli yerindeydi.

Arthdal chronicles part 3. 7 Eylül’de başlayacak , hikaye kaldığı yerden tamamlanacak. Tanya’nın baş rahip olduğunu göreceğiz, EunSom’u yeniden Arthdal’da seyredeceğiz. Ben birlikte seyredelim yapıp, bölüm bölüm yorumlayacağım inş.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: