Yaşlanıyoruz Yaşamadan-The Light in Your Eyes Yorumları

Kore Dizileri

Written by:

Yaşlanıyoruz yaşamadan, vazgeçiyoruz savaşmadan. Her gün ayrı telaştan, tat alamıyoruz hayattan. Geçiyor günler, bitiyor ömürler, hiç artmıyor zamandan. Sonunda ise yaptığımız güzel işler oluyor hatırlanan. Verdiğimiz sevgidir giderken heybemizde kalan.

Bir ömrün nasıl çabuk geçtiğini anlatıyor The Light in Your Eyes, yaşlanmanın ne demek olduğunu sorgulatıyor. Pişmanlıkları gösterip kaçınılmaz sona hazırlanmamızı tavsiye ediyor. Bugünün kıymetini hatırlatıyor, gençken yaşlandırıyor, geç kalmadan öğretiyor. Diziden sonra aynı insan olmayacağınızı söyleyebilirim.

Başlarda oldukça fantastik ve komik olan dizi sonlara doğru yön değiştirip bir o kadar gerçekçi ve dram halini alıyor, insanı derinden sarsıyor. Hayata dair tespitleri seven biriyseniz yaşlı bir insanın penceresinden dünyaya bakan bu diziyi de seveceksiniz. Yer yer bazı eksikleri ve mantıksızlıkları olsa da ders çıkarmak isteyenler buna tahammül edecektir, The Light in Your Eyes da 2019’un iyi dizileri arasına girecektir.

The Light in Your Eyes konu yazısı şurada olup, spoiler uyarısı vererek detaylı yorumlarıma geçiyorum. Pişmanlık duyduğunuz geçmiş,endişe duyduğunuz gelecek yüzünden bugününüzü mahvetmemenizi diliyorum. Bugünü güzel yaşayın:)

The Light in Your Eyes Yorum ve Replikleri

Fantastik bir kurgu ile başlıyor dizimiz, Kim Hye-Ja’nın bulduğu saatle geriye dönüyor günlerimiz. Biz de hikaye ile birlikte Kim Hye-Ja’nın hayatına dahil oluyoruz, ailesini ve arkadaşlarını da onun kadar seviyoruz.

Sıcacık bir mahalle hikayesinin içine giriyoruz. Hayalleri olan bir genç kız, zorlu koşullarda ayakta duran anne, baba ve sosyal medya fenomeni olmaya çalışan bir kardeş:) Kim Young-Soo’nun sahnelerine epey bir güldüm. Dizinin komedi kısmını sırtlamış adeta. Gerek anne ile diyologları gerekse Oh Hyun-Joo ile sevgili durumları güzel kurgulanmış:)

Babasının kaza geçirmesi ile kızımız saati kullanmak zorunda kalıyor ve bir gecede yaşlanıp 70 yaşında bir nine halini alıyor. Yaşlanmanın ne demek olduğunu öğreniyor, zamanın kıymetini bizlere anlatıyor. Dizinin 10. bölümünde ninemizin aslında Alzeimer hastası olduğunu ve tüm bu hikayeleri zihninde yaşadığını görüyoruz. Biraz hayal kırıklığına uğrasak da yaşlılığın ne demek olduğunu anlatmak için senaristlerin bu bölümleri uzattıklarını fark ediyoruz. Her bir bölümü ben ders ala ala seyrettim. Büyükanne Kim Hye Ja’nın gençlere öğütlerini zihnime kaydettim.

Çok iyi oynamış büyükannemiz gerçekten, genç rolünü de alzeimerlı halini de adeta yaşamış. Han Ji-Min de onun kadar iyiydi bana göre ama Nam Joo-Hyuk biraz daha yolu var sanki. Özellikle 70’li yılları pek yapamamış gibi:)

İlk 10 bölümde anlatılanların gerçek yaşamın bir yansıması olduğunu hikayenin devamında öğreniyoruz. Eşini kaybettikten sonra çocuğunu yalnız büyütüp yaşlanan bir annenin iç sesini seyrediyoruz. Babasını kaybetmemek için saati kullanıp yaşlanan genç Hye Ja, çocuğu için hayatına devam edip yaşlanan büyükanne Hye Ja’ya dönüşüyor. Amaç gerçek hayatta haksız yere öldürülen Lee Joon-Ha’yı kurtarmak oluyor.

Bir rüyaya göre bakım evleri sahneleri oldukça detaylı olsa da ben yaşlıların hikayesini seyretmeyi çok sevdim. Channel halmoniye, her şeyi şalvarına atan teyzemize hüzünlendim. Lee Joon-Ha’yı bodrumdan kurtarma sahneleri de ayrı keyifli idi.

Sadece rüyadan uyanış ve hikayeyi gerçeğe bağlayış kısmını yapamamışlar bana göre. Çok havada kaldı, Alzeimer hastasıyım dedi ve bitti 10 bölümdür devam eden hikaye. Keşke büyükannemizi yaşadığı bu gerçeklikle ilgili konuştursalardı ve gerçek hikaye ile bağlasalardı. Ayrıca Nam Joo-Hyuk ‘u doktor olarak karşımıza çıkarmaları da saçma olmuş.

70’li yıllardaki olayların 2 bölüme sığdırılması da kötü olmuş. Olaylar alelacele aktarılmış, Lee Joon-Ha’nın gazetecilik yaptığını göremeden adamı haksız yere öldürdüler, annenin çocuğu ile ilişkisine de yüzeysel değindiler. Lee Joon-Ha’nın yalnızlığı, babası ile ilgili sorunları daha güzel aktarılabilirdi sanki.

The Light in Your Eyes final bölümünde tüm düğümleri çözdüler ve saatin sırrını bizlere gösterdiler. Kapıcı baba ile büyükannemizin kar sahnesi de çok dokunaklı olmuş, bunca yıl sevilmediğini düşünen oğul annesinin ona ne kadar değer verdiğini dolaylı yoldan öğrenmiş oldu. Eşinin acısı ve hayatı öğrenmesi için oğluna sert davrandığını düşünsek de büyükannemizin gözünden de açıklamasını seyretmek keyifli olabilirdi.

Arkadaşlıklara değinmeden de geçemeyeceğim. İki kız arkadaşların performansları da çok iyiydi. Ben özellikle sanatçı kızımıza bayıldım:) Aşırı sevimli idi:) Gerek yaşlı Kim Hye Ja ile gerekse genç Kim Hye Ja olan arkadaşlıklarına gıpta ile baktım:)

Müthiş bir ölüm sahnesi ile kapanıyor dizimiz. Mutlu bir günü tarif edişi mükemmel. Oğlunun belki de annem en mutlu anda yaşıyor tespiti muazzam. Yıllardır hasret kaldığı eşinin kendisini yanına çağırması ile büyükannemizin koşarak ölüme ilerleyişi muhteşem olmuş, gözleri kurutmuş:(

Sonda verilen Kim Hye Jan’ın konuşması da dizinin ne kadar değerli olduğunu bize gösteriyor. Yaşadığımız anın kıymetini bilmenin önemini bizlere bir kere daha anlatıyor. Bugünü yaşayabilmek dileğiyle…

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: