Bekâsı Yok- Ruha Şifa Hikayeler 1

Ruha Şifa Hikayeler

Written by:

Zaman zaman rastladığım; ruhuma şifa olan; sorularıma cevap hikayeleri bu başlıkta biriktirmektir artık niyetim. Öncelikle kendi nefsime söylemek içindir bu cümlelerim. Açıp açıp okumak deva olur bazen çünkü bir kıssa  anlatıveririr yaşananları evvelden. Unutmamak için dermanı; hatırlamak gerekir imtihanı. İşte bugün de ilk olarak  hiç bir isteğimiz olmadığında; dar geldiğinde bize dünya okumamız gereken hikayeyi paylaşıyorum.

Ne zaman dünyada zorlu engellerle karşılaşsam, çok istediğim bir hevesim kursağımda kalsa ; göremezsem takdir sevdiğimden; alamazsam karşılığını verdiğimden bu hikayeyi hatırlatırım kendime. Fanilikten bahsederim nefsime.Elde etsem de gerçek sahibi değilim; elde edemesem de. Böylece sükun bulur kalbim, ferahlar yüreğim.Umarım şifa olur sizlere de…

Bekâsı Yok

Rivâyete göre, padişahın biri, dillere destan muhteşem bir saray yaptırmıştı. Öyle ki, sarayın her odası ayrı bir güzellik sergisi, her köşesi ayrı bir sanat eseri gibiydi. Padişah bir gün, evliyâullahʼtan bir zâtı, saraya dâvet etti. Dâveti kabul  edip saraya gelen mübârek misafirine sarayın her tarafını gezdirdikten sonra, evliyaya dönerek;

“–Efendim! Sarayı nasıl buldunuz? Bu hususta görüşlerinizi almak isteriz.”

Padişahın bu suâline karşılık o Hak dostu:

“–Sultanım! Sarayın dünyevî ihtişâmı gerçekten de göz kamaştırıyor. Zira sarayın yapımında emeği geçen sanatkârlar, bütün mahâretlerini ortaya koymuşlar. Kısaca her şey mükemmel!” dedi ve ilâve etti:

“–Sâdece bir eksiği var!”

Bu cevâbı hiç beklemeyen padişah  ise birden şaşırdı ve sonra hayretle:

“–Allah Allah! Efendim, bu sarayın eksiği nedir?” diye tekrar sordu. O Hak dostu, insanı tefekkür deryâsına daldıran ve bütün kâinat için geçerli olan şu mânidar cevâbı verdi:

“–Bekâsı yok!..Kalıcı değil; geçici padişahım”

Yaptırdığımız saray geçiçi; aldığımız araba geçici, üzüldüğümüz sıkıntı geçici, dertlendiğimiz dünya geçiçi. 100 yıl sonra varlığımızın bile esamesi okunmayacak.Beş yıl önce üzüldüğümüz hikayeleri artık hatırlamıyoruz; on yıl sonra şimdi  istediklerimizi artık istemeyeceğiz. Misafiriz; sadece misafir bu dünyada. o yüzden misafir adabıyla yaşamalı, ev sahibi olmadığımızı idrak etmeliyiz. Misafir gittiği evin perdeleri için üzülmez; misafir kendisine verilen emaneti sahiplenmez.İmam Şafi Hazretleri’nin şu sözleri ile bitireyim.

“Kervanların, yolculuk esnâsında ev inşâ etmeleri akıl kârı değildir? Gideceği yere ulaşmak isteyen, istasyonda uyumaz”

Kaynak:(1)

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: