Şifayı Ottan Bilmek-Ruha Şifa Hikayeler 2

Ruha Şifa Hikayeler

Written by:

Son zamanlarda ‘’Erdin bahara sen yine şad olmadın gönül’’ lafzının kuluyum. Fanilik sardı tüm ruhumu. Dargınım dünyaya; doluyum. Küskünlük akıyor dört bir yanımdan. Gelip geçiyor lakin artmıyor hiç zamandan. Onca yıl uğraştığımı kaybettiysem bir anda; sonsuza kadar yanındayım diyeni uğurladıysam pişmanlıkla. Artık neye değer vermeli bu dünyada. Kimi beklemeli yıllarca kapılarda.

Saramıyor yaralarımı sevdiklerim, veremiyor beklediğim teselliyi ümit beslediklerim. Yanlış kapıda durduğumu haykırıyor artık tüm benliğim. Yanlış kapıdasın, İnsanlardan bekleme, veremez kimse sana beklediğini; okuyamaz kimse aklından geçirdiğini.  Yanlış kapıdasın; teskin edemez kalbini hiç kimse Dönme tekrar denediklerine, medet umma; derman olamazlar dertlerine.

Böyle zamanlarda bir kıssa teselli ediyor işte tüm yüreğimi; gitmem gereken kapıyı gösteriyor, incinen gönlüme iyileşme umudu veriyor. Kalpleri döndüren yegane sahibi hatırlatıyor. Sizlerde göremiyorsanız beklediğiniz yardımı sevdiklerinizden; kapanıyorsa kapılar birbir çaresizken, yardımı verecek gerçek sahibi hatırlayın; insanlara değil de onun kapısında yalvarın.

Rivayete göre; Hz. Musa (a.s.) bir gün çok hastalanmış. Günler sonra sancıdan duramaz hale geldiğinde sıkıntısını Rabbine açıp şifa istemiş. Bunun üstüne Rabbi ona Sahra’da yetişen bir otu bulmasını ve yemesini söylemiş. Hz. Musa, denileni harfiyen yapmış ve şifasına ulaşmış. Birkaç zaman sonra aynı hastalık ona tekrar musallat olunca, o yine aynı otun peşine şifa aramaya çıkmış. Otu bulmuş bulmasına ama ne kadar yediyse şifaya kavuşamamış aksine gün geçtikçe daha da hasta oluyormuş. Sıkıntısını yine Rabbine arz ederek demiş ki:

“Ya Rab! Bu otu ilk yediğimde şifa bulmuştum şimdi neden böyle oldu?” Rabbi cevap vermiş: “Çünkü sen şifayı ottan bildin Ey Musa!”  ( (Kaynak:1) (Kıssada geçenin Hz İsa (a.s) olduğunu belirten bir yazıda mevcut. O yazıya da şuradan ulaşabilirsiniz Kaynak:2))

Hülasa; şifayı ottan bilmemeliyiz. Musa (a.s) gibi karşılaştığımız hadiselerde sebeplere yapışmalı lakin sebepleri yaratanı asla unutmamalıyız. Çünkü şifayı veren yegane yaratıcı Allah’dır. Kalpleri iyileştiren; O’dur ihtiyacınız olan onun katındadır. Karanlığa nurdur, kuyulara ışıktır. Niyazımız faniye değil mutlak O’na olmalıdır. Ne diyor Niyazi MİSRÎ;

“Dermân aradım derdime Derdim bana dermân imiş”

“Ben taşrada arar idim Ol cân içinde cân imiş”

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: